İrena Kırcalı Caner. Art Company Sahne Sanatları'nın kurucusu ile dobra dobra
İrena Kırcalı Kimdir? Kendinizi nasıl tanımlarsınız?
Ben İrena Kırcalı Caner. Art Company Sahne Sanatları'nın kurucusu olarak organizasyon, konsept tasarımı ve etkinlik yönetimi alanında çalışmalar yürütüyorum. Kendimi merak etmeyi, öğrenmeyi ve üretmeyi seven, sanatın estetik gücünü profesyonel organizasyon anlayışıyla buluşturan bir girişimci olarak görüyorum.
Hayatta en çok değer verdiğim şeyler samimiyet, özgürlük ve insan ilişkileri. İnsanlarla bağ kurmayı, farklı hikâyeler yaratmayı ve yaşadığım her deneyimden yeni bir şey öğrenmeyi seviyorum. Mükemmel olduğumu düşünmüyorum; hata yapan, sorgulayan ama her zaman daha iyisini yapmaya çalışan biriyim. Sanırım beni en iyi anlatan şey, ne yaparsam yapayım işin içine kalbimi koymaya çalışmam.
Bu sektöre nasıl başladınız? Başarı hikayenizden bahseder misiniz?
Sektöre aslında üniversite yıllarında adım attım. Organizasyonlarda çalışıyor, etkinlik koordinasyonları yapıyordum. Her etkinlikte gözüme takılan eksikler olurdu ve bunları nasıl daha iyi hale getirebileceğimi düşünürdüm. Bir süre sonra fark ettim ki beni en çok heyecanlandıran şey tam olarak buydu; üretmek, planlamak ve ortaya unutulmaz deneyimler çıkarmak. Mezun olduktan sonra da bu tutkumu profesyonel bir işe dönüştürmeye karar verdim ve kendi sahne sanatları stüdyomu kurarak bu yolculuğa başladım.
Bu sektörü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Açıkçası ekibinin büyük çoğunluğu kadın sanatçılardan oluşan bir kadın girişimci olarak bu sektörde var olabilmek başlı başına ciddi bir mücadele. Performans sanatları ülkemizde sıklıkla tercih edilmesine rağmen çoğu zaman hak ettiği profesyonel değeri görmeyen, daha çok ‘görsel bir şov’ olarak algılanmaya açık ve bu nedenle dengesi oldukça hassas bir alan. Bu durum, sektörün hem sanat tarafını hem de emek boyutunu görünmez kılabiliyor. Oysa sahne arkasında çocukluğundan itibaren yıllarını disiplinle ve emekle geçirmiş sanatçılar var ve bu emek benim en çok üzerinde durduğum konulardan biri oldu. Benim için bu işi sadece bir organizasyon değil, aynı zamanda emeğin, disiplinin ve sanatın hak ettiği değeri görmesi gereken bir alan olarak konumlandırmak çok önemli.
Sizce öncelik aşk mı, kariyer mi?
Bence bu konu bir tercih meselesinden çok, denge meselesi. Aşk ve kariyer birbirine rakip olmak zorunda değil. Hayatın içinde birlikte var olabilecek iki alan olarak görüyorum. Ancak kariyerime ve üretimime saygı duymayan bir partnerle sağlıklı bir ilişki sürdürebileceğimi de düşünmüyorum.
Kariyer basamaklarını çıkarken kırmızı çizgileriniz nelerdir?
Benim için başarı, ancak doğru yöntemlerle ve emekle elde edildiğinde anlamlıdır. Kısa vadeli kazançlar ya da etik dışı yöntemler hiçbir zaman benim çalışma prensibim olmadı ve olmayacak. Kırmızı çizgim ahlak, hak ve emek kavramlarıdır. Sadece işim ile ilgili değil hayat prensibi olarak da bu yolda ilerlemeyi tercih ediyorum.
Bu mesleği seçerken kendiniz mi, yoksa aileniz mi sizi yönlendirdi?
İki üniversite bitirdim, Türkiye ve İngiltere’de eğitim aldım ancak alanım farklıydı. Buna rağmen çocukluğumdan beri dans, tiyatro ve sporla iç içeydim ve sahne hep profesyonel hayatımın bir parçası oldu. Mezuniyet sonrası zaten sektörde aktif olduğum için kendi işimi kurmaya karar verdim. Ailem ve eşim ise her zaman en büyük destekçim oldu ve bugün geldiğim noktada onların desteğini hep yanımda hissettim.
Hayatınızda yapmak istediğiniz mesleği mi yapıyorsunuz, yoksa meslek olarak başka bir seçiminiz oldu mu?
Dünya ya bir kez daha gelsem yine Art Company ' yi kurardım.
Kariyerinizde ilerlerken örnek aldığınız bir isim var mıdır? Ailenizin mesleğinize karşı duruşu nedir?
Örnek aldığım tek bir isimden ziyade, deneyimlediğim organizasyonlar ve süreçler benim için daha belirleyici oldu. Bu işin bir isim işi değil, tamamen ekip işi olduğuna her zaman inandım. Her projede ‘bunu daha iyi nasıl yapabilirim?’ sorusunu kendime sorarak ilerledim ve hâlâ da gidilecek çok yol olduğuna inanıyorum. Eşim ve ailem ise bu süreçte her zaman en beni cesaretlendirdiler ve yanımda durdular.
Kendinizde eleştirdiğiniz ya da övdüğünüz taraflar nelerdir?
Kendimde en çok övdüğüm şey güçlü bir öz güvene sahip olmam ve zaman zaman kendimle çok net ve sert bir şekilde mücadele edebilmem. Koç burcu olmamın da etkisiyle genelde kendime çok güvenirim ve sorumluluk almayı severim. Ancak birlikte çalıştığım sanatçıları ve ekibi her zaman ön planda tutmaya özen gösterdiğim için bazen kendi ihtiyaçlarımı geri plana attığımı fark ediyorum. Yoğun tempoda yemek yemeyi, dinlenmeyi ya da kendime zaman ayırmayı ihmal ettiğim oluyor ve bu noktada kendime en çok kızdığım konu da bu oluyor.
Haber Portallarımız için neler söylersiniz?
Haber Portallarınız, ilham veren hikâyeleri ve üretim süreçlerini görünür kılan değerli bir platform olarak görüyorum. Bu tür yayınların emek ve deneyimi paylaşması, sektör adına oldukça kıymetli.